Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Süleyman Çelik, “Bağlanma ya da İç Onarım”

(BirNokta, Şubat 2020)

Hacı Bayram Veli Hazretlerinin Nutk-ı Şerif’inde dile getirdiği gibi, gönül şehrinin inşası, üstadların elinde gerçekleşir. Şekillenişin, iç onarımının, bakımdan geçirilişin her anında Çalab’ın adıyla hareket eder o Üstadlar çünkü.

Hacı Bayram Veli’den yaklaşık beş yüz yıl sonra, Nuri Pakdil bu iç onarım, inşa sürecini Bağlanma’da kendi has üslubu ve bugünün kelimeleriyle anlatıyor. Bağlanma’yı ilk okuduğumda, beni sarsan şey ne diye düşünmüştüm. Günümüz aklının, “özgürlüğün elden gidişi” olarak değerlendireceği bir durumu, Nuri Pakdil hiç çekinmeden “Bağlanma” diye isimlendiriyor ve daha kitabın ilk cümlelerinde şöyle anlatıyor bu durumu: “Görünce bu denli yakından, bir evrenin dolduğunu içime hemen duyumsadım… Gizemli bir güç kuşattı beni: özgürlüğün elden gidişi anlamına değil bu; tersine, onun bilincine varılıyor böyle bir yücelikte.”

İnsanın onarılması için, susmayı başarabilmesi ve dinleyebilmesi gerekir. İnsan acelecidir ve susmak zordur çünkü. Bu susmaktan maksat, kendini yok saymak, inkar etmek değildir. Bilakis kendini bulma yolculuğunun başlangıcıdır. Hakikat yolculuğunda kemale ulaşmış gönül yapıcıların diriltici kelimeleriyle, kalblerdeki manevi yaraların onarılması gerekir. Bağlanma’da bu gerçeklik şöyle ifade edilir: “Bu; görüşme değil, kuşkusuz, salt bir dinlemeydi, bir onarılmaydı. (O’nunla konuşan, daha doğrusu salt O’nu dinleyen, O’nun yanından ayrıldığında, iç aygıtlarının bir bakımdan geçirildiğini, onarıldığını mutlaka duyumsamıştır.) İnsan kalbinin, o kalbteki manevi yaraların büyük bir onarım ustasıydı.”

Bu “çağdaş” onarım ustasının, yeteneklerini ve neler yapabileceğini çok iyi bildiği Hakikat yolcusuna tavsiyeleri ve hatta buyrukları boşuna değildir: “… yazı yazmamı buyuruyordu” derken, “… bir sanat dergisi çıkartmamı, bir takım arkadaşlarla bu derginin çevresinde toplanmamızı buyuruyordu” derken, bu çağda en çok gereksinimiz olan şey yüreklendirme, diyordu.

Bağlanılanın kimliği, niteliği de çok önemli elbette. Aldatıcıların, sahtekarların, din bezirganlarının fink attığı bir ortamda, O ancak Tanrı inancı ile Peygamber bağlılığı sıkı sıkıya kaynaşmış, dostuk coşkusu zirve yapmış birisi olabilirdi. Çünkü O ancak “insanın elinden tutuyor, adeta çağa çıkartarak yürüyüşe alıştırıyordu. İnsan arttığını, çoğaldığını duyumsuyordu O’nun yanında.”

Nuri Pakdil’in derdi insandır. “Büyük bir yalnızlık içindedir çağdaş insan.” der. İnsana tutunmadan, insana yeniden bağlanmadan, insanı yeniden sevmeden ve insanların acılarıyla yeniden acılanmadan, Tanrı’ya ulaşılamayacağını söyler. “İnsanın büyük tasarımlar içinde olmasının güzelliğini O öğretti bana.” der. Çünkü O “… yeryüzündeki tüm emek düşmanlarını, tüm alınteri düşmanlarını tokatlardı. Nasıl bu toprağın altı, bizi, hepimizi birer birer sorguya çekmiyor, derdi…” Çünkü O’nun da derdi insandı.

Nuri Pakdil’in O diye işaret ettiği Fethi Gemuhluoğlu’nun, insana biraz daha yaklaşabilmek içindi büyün gayreti, bütün yolculuğu.” Derdi büyüktü O’nun. “… çağdaş insanı elinden tutmak istiyordu: kayıp gitmesin diye boşluğa.”

Nuri Pakdil çok iyi kavramıştır Fethi Gemuhluoğlu’nun bu yolculukta insana bakışını. İç dünyamızın bakımına bu yüzden vurgu yapar, kelimenin altını çizercesine. Yaratılıştaki bilgeliği anlamamamızın yolunun iç dünyamızı bakımlı tutulmasından geçtiğini söyler. Çağdaş insana (bugünün insanına) bundan daha iyi seslenen bir dil olamaz.

İç onarım ustasının vasıfları da çok önemli elbette. Ama bu usta, alışagelmiş klasik çizgiden çok farklıdır. Sanata vurgu yapar sık sık. “Kişi düştüğü yerden kalkar ayağa” der ona. Kutsal Kitabın adı geçtiğinde, Ulu Önderin adı geçtiğinde, halden hale geçer. “Peygambere bağlanmadan yürünmez”, “Peygamberle algılanabilir yeryüzü” derdi.

Kısaca anlatmaya çalıştığımız Bağlanma; her cümlesi titizlikle örüldüğü, her kelimesi çok özenle seçildiği için, aynı gayretle okunması gereken bir kitab.