Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Sevinç Çokum, “Bir Gönül Ehli”

(Türkiye, 29 Kasım 1999)

Ekim kasım ayları geldi geçti, Fethi Gemuhluoğlu’nu hatırlayamadık… Deprem hafızamızı da silip götürdü… Ama sadece deprem mi araya giren? Herhalde bunda bizim vefasızlığımızın da payı var. Gecikmiş olsam da rahmetlerle anıyorum.
15 günde bir çıkan “İstanbul’daki Anadolu” gazetesine bakıyordum, Fethi Gemuhluoğlu’na ayrılmış bir sayfa gördüm. Sare Çermikyazmış; “Gül Yetiştiren Adam” demiş başlığına. Bir biyografi, bir de yorum. Duygu dolu bir yazı… Yazarı belki onu görmemiş ama yüreğinde duymuş…
Toplum, cemiyet filan demiyor, “insan” diyordu Fethi Gemuhluoğlu. “Gül Yetiştiren Adam” benzetmesi de ona o sebeple yaraşıyor. Evet insan, bütün düğümler o noktada.
Gemuhluoğlu’nun işi maddeyle kabukla iştigal değil, gül alıp gül verme, insan güzellikleri ile uğraşmaydı. O bir çağ mıydı dersiniz? Bir daha dönülemez mi?
O da İstanbul’daki Anadolu’yu temsil ediyordu; ancak herkesten fazla İstanbullu idi. Malatya’nın Arapgir ilçesinden geliyordu; Yunus gönüllü bir Horasan eriydi. Düşünürdü, sanatkârdı, öğretmendi, gazeteciydi, vakıf hizmetlisiydi, dost idi. Ve tabii hepimizin Fethi Ağabeyi idi. Öğretmenler gününde saygı zincirine o insan yetiştiricisini de eklemek gerektiğini düşünüyorum.
Onu hatırlamak demek, insanın kendisini şöyle bir sarsması ve yerinden “örü turması” demek… Yani ayağa kalkması… Dünya kirinden elini yuması, insanlığa yönelmesi demek. Aşka gitmesi, gerçek aşkı araması, dallanıp kanatlanması demek.
Onu bulması ve onu hatırlaması, henüz ellidört yaşında, erken sonlanmış gibi görünen ama taa Selçuk bozkırlarından beri at koşturan şaşılası ömrünün tomurcuklarını, dikenlerini toplaması demek…
Yunusça bir bakışla karıncaya nazar etmesi, güle aşk kasidesi yazması demek… Fethi Gemuhluoğlu işte böyle bir destandır; dost ehli ve gönül ehli… Herkesi sevmek ne güzel, herkesin sevdiği olmak bir de… En zoru da herkesin sevdiği olmak… Bunun için büyük gönül sınırlarını açmak, o deryada nice balıklar yüzdürmek gerek..
İnsanlar çoğu zaman sıradan işlerle gönül eğliyorlar. Gemuhluoğlu sıra dışıydı, farklıydı. Diyelim ki yol üstünde bir menzil, bir konak. O konakta bir an durabilmiş, hatırlaşma kabilinden bir nebze güzellik alabilmişseniz ne iyi… Sıradışı insanları bulmak kolay olmuyor.
Türkiye’nin halis insanlara ihtiyacı olduğunu Gemuhluoğlu biliyordu. Onun için insan diyordu. Yazıları vardı, sohbetleri vardı… Serdengeçti, Yeşilada, Arapgir Postası, Türk Yurdu, Düşünen Adam, Yeni Sabah, Göldağı yazılarının yayımlandığı dergi ve gazeteler…
Erdemdi uğraştığı… Manevi iklimlerden esen bir rüzgârdı, gönülleri dolduran bir yağmurdu, güzelliğe açılan bir şafak. Her cümlesi imbikten süzülmüş, gün ışığından, akşam incilerinden, yatsı sükûnlarından derlenmiş. Keşke bütün o düşündüklerini kelimelere dökseydi…
Sahra-yı Cedid’de yatıyor. O kendisi eserdi. O eseri tanımaya çalışın.