Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Sadık Başkaya, “Fethi Gemuhluoğlu’nun Annesi ve Bir Kitap”

(Arapgir Postası, 6 Haziran 2014)

Arapgir Cömertli mahallesinden Gemuhluoğlu Mahmud’un beşinci oğlu Hüseyin Çavuş 1899 yılında vefat ettiğinde, dört çocuğundan en küçüğü Mustafa Neşet sekiz yaşında yetim kalır ve muhtemelen 14-15 yaşında İstanbul’un Hasköy semtindeki amcazadesinin yanına giderek fırınında çalışmaya başlar.

Mustafa Neşet, 1914 yılında Eski Arapgir’den on beş yaşında gelin gelen Fatma Saniye hanımla evlenir ve annesi Ayşe hanımla birlikte Eyüp Sultan semtine yerleşirler. Evlendikten birkaç ay sonra birinci dünya savaşının başlamasıyla askere yazılan Mustafa Neşet, ancak 1921 yılında İstanbul’a geri döner.

Çanakkale savaşı, Galiçya cephesi, Mısır’da esir kampı, İstiklal savaşı derken aradan yedi yıl geçmiştir ve geldiğinde 1920 yılında vefat eden annesi Ayşe hanımın Eyüp Sultan kabristanına defnedildiğini öğrenir. Mustafa Neşet ve Fatma Saniye Göztepe semtine yerleşirler ve ilk çocukları İrfan Fethi 1922 Ekim’inde dünyaya gelir.

Fatma Saniye hanım birinci dünya savaşına katılan kocası Mustafa Neşet beyden senelerce haber alamayınca damatlarının şehit düştüğünü düşünen babası ve annesi İstanbul’a gelerek kızları Fatma Saniye hanımı Arapgir’e götürmek isterler. Bir gönül insanı olan Fatma Saniye hanımın kahırlı, çileli ve çaresiz haldeyken onlara verdiği cevap muhteşemdir: “Kocam yaşıyor. Hem kayınvalidemi bana emanet etti. Onu terk edip gelemem!”

“Ben İstanbul’da doğdum, Göztepe’de. Fakat anacığım beni Arapgir’de büyüseydim ne olacaksam, öyle yetiştirdi. Kandildi, üç aylardı, muharremdi, arefeydi, ertesiydi derken hemen hemen bütün seneyi oruçlu geçiren bir toprak kadını.” diyen Fethi Gemuhluoğlu, çok sevdiği annesini sık sık anar ve ondan bazı sözler nakledermiş.

Bu Anadolu kadının bazı sözlerini biz de buraya alalım: “Beyden bey olmaz, hanım alak ki bey doğura, oğula” ve “Bir dalda üç elma varsa, üçüne de gücünüz yetiyorsa ikiye kail olmayın”. Yine Fethi Gemuhluoğlu aktarıyor: “Bir gün anam kadını elinde bir Kuran ve söğüt dalıyla gördüm. Anam ümmi idi. Bana ucunu sivrilttiği bu dal parçasıyla, harflerin üstünden geçtiğini söyledi ve dedi ki, “Benim okumam yok çağam, böyle yaparsam ola ki Allah bana bir hatim sevabı yazar!” Bu can ana, bazen “Sebeb ey!” diyerek Yaradan’a sığınırmış. Bu yakarış, daha sonra meşhur şair Erdem Bayazıt’ın bir şiirinin başlığı ve ilk şiir kitabının adı olacaktır.

Dostluk Üzerine Fethi Gemuhluoğlu kitabının ikinci baskısı çıktı. Yaklaşık yedi yüz sayfa tutan bu hacimli eser İz yayıncılık tarafından yayınlanmış. Yukarıdaki bilgilerin büyük kısmını bu kitaptan derledim. Ancak kitapta derlenecek ve anlatılacak o kadar çok şey var ki; mesela rahmetli Fethi Bey’in, 1949 yılında Kıbrıs’tan gelen 100 kişi civarındaki öğrenci gurubuna hitaben yaptığı konuşmasında, 25 yıl sonra gerçekleşecek olan “Kıbrıs Barış Harekatı’nını” temellerini attığını gördüm.

Ama en çok dikkatimi şu çekmiştir: bugünden yaklaşık 50 -60 yıl önce yazılan bir çok makaleyi şimdi okuduğunuzda bile tüylerinizin diken diken olduğunu hissedersiniz. Sizlere canı yürekten tavsiye ediyorum, bu kitabı yani “Dostluk Üzerine Fethi Gemuhluoğlu Kitabı” muhakkak okunmalı ve kütüphanemizde kaynak kitap olarak bulunmalıdır.