Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Özcan Ünlü, “Kalbin Nerede?”

(Yenişafak, 31 Aralık 2010)

Sözler ışır. Gözler ışır. Terk ettiğin kalp, ağrılar içinde bırakır çoğu zaman…

‘Ezelde aşk vardı’ hükmüne, neden râm olmazsın ey nefs!

‘Levlâke levlâke lemâ halaktü’l eflâk’ müjdesine niçin bırakmazsın cehdini? ‘Sen olmasaydın, sen olmasaydın yaratmazdım alemleri’ müjdesine, ah!..


İlmin ‘kıyl ü kâl’ olduğunu bilmez misin?

‘Aşk gelicek cümle eksikler biter’ muştusunu bilmez misin?

‘Gökten belâ yağmur gibi yağsa/ Başını ânâ tutmaktır adı aşk’ teslimiyetini bilmez misin?

“Vaktin dar olduğunu, ömrün kısa olduğunu; vakte dost olmak gerektiğini” bilmez misin?

Felaketlerle büyüttüğün kalbinin bütün bunalımları, teslimiyete iltica ettiğinde bitecek.

‘Gönlü kırık olanlarla beraber’ bir Rabb’in kulu olma aydınlığıyla çürüyecek içindeki karanlık menfezler.


İçinden çıkılmaz gördüğün her şeyin idrak maverasında bir imtihan olduğunu göreceksin. Ve bileceksin ki, felaket dediğin şey, sadece senin kadar olanların ektiği bir ‘dram tohumu’…

“Beyefendiler, günahlarınız bile şevk içinde olsun, eğer günah işleyecekseniz! Şevki seçiniz. Aşkı seçiniz. Ben aşksız insanlar görüyorum: Huzur içinde uyuyorlar, gidiyorlar, gülüyorlar, vitrinlere bakıyorlar; hâlâ büyük pazarlık peşindeler, hâlâ büyük büyük ihalelere giriyorlar. Türkiye’nin içinde bulunduğu felaketi idrak edemiyorlar, huzur içindeler. Onun için onlara küsüm, onun için onlara kırgınım…”

Bu kırgınlıktan feyz alarak, yeni bir ‘ba’sü ba’del mevt’ cehdinde olmalısın. Uyur iken, uyarılanlardan olmamak, uykuya dost olmamak için…


Fitne kalbi karartır. Yaratılanı, Yaratan’dan ötürü sevmemek gönlünü darağacına çeker. Katran karası ipi kendin geçirirsin boynuna, kendin itersin ayağının altından iskemleyi.

Hırs-ı mal, hırs-ı cah, hırs-ı makam, katilin olur.

Neden dosta sığınmazsın; aşka teslim etmezsin kendini. Kapkara bir girdaba esrolmuş ruhuna kurtuluş müjdesi olarak sunulmuş kalbini yeniden keşfetme, yeniden fethetme çilesinden neden kaçarsın!..

Bilmez misin, “Kendisiyle dost olmayanlar, gayrıya dost olamazlar. Kendileri ile barışa varamayanlar, gayrı ile barışa varamazlar. Kaldı ki, savaş yoktur. Dünya, dostluk üzere hâlk edilmiştir.”


Işığı söndür. Zira, hiçbir mühendislik senin ürettiğinden daha şedit ziya bahşedemez gönlüne. Kalbini keşfet. Sol göğsünün altında ipince bir sızı olarak duran, vızıldayan, kükreyen kalbine iltica et. Kendinden çık. Odandan, eşyalarından, parandan, şehrinden, ülkenden, acundan…

Kalbine dön. Pis siyasetten, kirli pazarlıktan, şatafatlı hayattan, yanıltıcı şöhretten, lanetlenmiş kibirden, iltifatsız makamdan, kıymetsiz sözden kurtar gönlünü.


‘Hal sâridir’ bilesin…

Bilesin, ezelde aşk vardı: ‘Yoğ idi levh ü kalem, aşk var idi/ Aşık u ma’şûk u aşk bir yâr idi/ Aşık u ma’şuk u aşk bir yâr iken/ Cebrâil ol arada ağyâr idi.’

Şimdi söyler misin, dünyanın cezbesine kapılıp giden şaşkın ‘dost’, kalbin nerde senin!..


  1. yüzyılın puslu dehlizlerinde Dost’a giden yolda dostluğun sancaktarlığını yapan ve ‘gören gözlere gün ışımıştır’ müjdesini veren Fethi Gemuhluoğlu’na sonsuz minnetle