Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Necmettin Halil Atlıhan, ‘’Her Dem Yeniden Doğan Bir Merhaba’’

(Bir Nokta, Ekim 2005)

Gelecek bir vakt-i mübareke hazır olunuz; gözü olana gün ışımıştır.” İ.F.G


Dopdolu yaşanmış bir ömrü aşkla, şevkle tamamlayıp, çağın kalbine ‘dostluk’ türküleri söyleyerek erkenden yürüyüp giden, ‘insanlığa giriş’ medeniyetin gür sesli bilgesi. Tadına doyulmaz vakitlerin fitilini yakan, ‘dağdağalı yürek’. Konuştuğu her kişiyi ateşleyip harlandıran, harmanlayan, dinlemeye çoşku vermekte mahir, umut yüklemekte usta, kendineyse hüznü ayıran, sohbet eri. Tam adıyla İRFAN FETHİ GEMUHLUOĞLU.

Hakkında yazılanları, anlatılanları göz önünde bulundurduğumuzda okuyana ve dinleyene önünde durulmaz bir akımın geçtiğini görmek pek zor olmasa gerek. Göç edeli yirmisekiz yıl olmuş olmasına karşın, her dem yeniden yeşeren MERHABA’sı, hatırası, konuşmaları; söz olmaktan, kelime olmaktan öte geçip çağıldak suların sesi oluyor. Dinleyeni sarıp sarmalıyor. Elinden tutup gönlünün kutlu sofrasında misafir ediyor.

O’nu en iyi anlayıp ‘BAĞLANMA’ adlı müstakil bir eserle anlatan Nuri PAKDİL, bu kitabında ‘dostluğu’ ve ‘bağlanmayı’ farklı bir tarzla ortaya koyar. O’nun O’nu anlatımıyla; “O’nu dinleyen, O’nun yanından ayrıldığında, iç aygıtlarının bir bakımdan geçirildiğini, onarıldığını, mutlaka duyumsatmıştır.” “İnsan kalbinin o kalpteki manevi yaraların büyük onarım ustasıydı.”

“O, konuşurken sizi de yanına alarak bir amaca doğru sanki yürürdü.”

“İnsanın elinden tutuyor, adeta çağa çıkartarak yürüyüşe alıştırıyordu.”

“O, tek başına bir okuldu.”

Çok az kişi için söylenen bu sözü belki de en çok hak eden O’ydu, en çok yakışan da. Cahit Zarifoğlu da ‘yaşamak’ adlı eserinde bu konuda;

“O zamanlar onu bilmiyordum, tek başına adeta bir okul olduğunu bilmiyordum onun.” diyecektir.

Göç edişinin yirmisekizinci yılında bile bu okulun öğrencileri varsa ve olmaya devam ediyorsa O, bu ünvanı fazlasıyla hak etmiş demektir.

Dahası var “kapısının üstünde ‘Dostluk’ levhası asılı okullar üstü bir okuldu diyor. Onunla ilgili yazdığı bir yazıda Arif Ay.

Ve geçen zaman Fethi Gemuhluoğlu’nu daha bir koyu düşürdü dillere, gönüllere…

Bu yüzden hâlâ yeni, hâlâ sarsıcı, dipdiri, capcanlı…

Vakfedilmiş bir ömür, tastamam bir ‘divan’…

Hüzün perdesinin zaman zaman açılan aralığından yansıyan parıltılar, yankıyan sahibinin sesi, merhabası yol göstermeye yetiyor; örtük, sessiz, mütevazi; derinden akan kesintisiz ırmağının suyunu, dostlukla…

Dostluğu o kadar kavi ki; her anlatanın dilinde en derin kardeşliği, arkadaşlığı göstermiş, yine N. Pakdil’in deyimiyle ‘özveri anıtı’.

O, hep veren, hep dağıtan. Geleni geri çevirmeyen bir ana damar temsilcisi, uygulayıcısı. Dostlarının yaşdaş olanının hatta birkaç yaş büyüğünün bile ‘FETHİ Abi’si, ‘Ağası’. Bütün gayreti, çabası; umut bağladığı ‘insan’ için.

Hem de coşkusunu hiç kaybetmeden.

Bu yönü için Nuri Pakdil, ‘bağlanma’da’ “yanına gidince yalnızlığımız dağılırdı, üşümemiz giderdi, umutlu yanımız yeniden devinimleşirdi, birden en önüne çıkardık kavganın; sığamaz olurduk yeryüzüne” der.

Ne ki; vakit tamam olmak üzereydi. Büyük yerden gelen davete icabet etmek gerekiyordu. Cahit Zarifoğlu’nun 26 Kasım 1975 günkü ‘yaşamak’ sayfaları bunu anlatıyordu; “Ve birden, hiç birimize saatin bir hayli ilerlediğini çağrıştırmayan, fakat yalnız ölümü ve yalnız onun ölümünü çağrıştıran cümlesini söylüyor: ‘VAKİT DARALDI ÇOCUKLAR’.”

“Vaktin de bir eceli vardır o da mahluktur, insanın da bir eceli vardır. “İkisi buluşuyor ve vakit tamam oluyor… Daralan vakit son noktayı koymuştur. 5 Ekim 1977. Rahmetinde olsun.

‘Selam ve Selam’