Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Nazif Gürdoğan, “Sohbet Medeniyeti”

(Yenişafak, 12 Ocak 2011)

Sohbet ustalarının oluşturduğu manyetik alan içinde, daha önce hiç görüşmemiş olan insanlar, kısa zamanda, birbirlerinin kardeşleri olduklarının bilincine varırlar. Onlar nerede olurlarsa olsunlar, çevrelerinde, gizemli bir çekim alanı oluştururlar. Onların çevrelerindeki sevgi zincirleri, suya atılan taşların oluşturdukları halkalar gibi, genişleyen dalgalar halinde yayılırlar. Sohbetle dostluk zincirlerinin halkaları birbirlerine bağlanırlar. Sohbet gönülden gönüle köprü kurma sanatıdır.

Anadolu insanının medeniyeti bir sohbet medeniyetidir. Sohbet halkalarında düşünceler eylemlere, eylemler düşüncelere dönüşürler. Tarih üzerine sohbet etmek, edebiyat üzerine sohbet etmek, mimari üzerine sohbet etmek ve musiki üzerine sohbet etmek, bir medeniyeti medeniyet yapan değerlerin hayata kazandırılmasıdır. Sezai Karakoç”un vurguladığı gibi: “Hayat düşünce üretir, düşünceden hayat doğar. Bu, bir yaradılış mucizesidir.” Hayat sohbetle, sohbet hayatla zenginleşir.

Her Cumartesi öğleden sonra Prof. Dr. Sadettin Ökten ile birlikte Abdurahman Demirel”in öncülüğünde Altunizade “acd sanat merkezinde” düzenlediğimiz “Kültür Sohbetleri”nde bu hafta, eşsiz sohbet dehası Fethi Gemuhluoğlu”nun, “Sohbet Medeniyeti”ne kazandırdığı, entellektüel zenginlikleri tartıştık. Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili”nin yönettiği sohbet halkasının Misafir Konuşmacı”sı büyük dil ve düşünce ustası, Mustafa Seçkin, birlikte çalışma mutluluğuna erdiği Gemuhluoğlu”nun, bilinmeyen yönlerini anlattı.

Sohbet medeniyetinin, sohbet ustalarının sohbetlerinde, susarak konuşulur, konuşarak susulur. Onlar, en küçük bir iyiliğin ve en küçük bir kötülüğün karşılıksız kalmayacağını bildikleri için, eylemleriyle konuşurlar. Görünen dünyayı, görünmeyen dünyanın sohbet alanı gören, sohbet medeniyetinde, düşüncesiz eylemin gücü, eylemsiz düşüncenin etkisi olmaz. Sohbet medeniyetinde düşünce ekenler, eylem biçerler, eylem biçenler düşünce ekerler. Düşünce ve eylem, sohbetin birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılmayan ayrı iki yüzüdür.

Cahit Zarifoğlu “Yaşamak” isimli kitabında, Gemuhluoğlu”nun katılanlara büyük sorumluluklar yükleyen, doyumsuz sohbetlerini çok çarpıcı bir dille anlatır. Zarifoğlu, Gemuhluoğlu ile bir sohbetin ardından, “iki üç saat süren sohbetlerinden sonra, gafletimizin derinliklerinden çıkarıp, kalbimizin ve omuzlarımızın üzerine koyduğu sorumluluğumuzun tahammül edilmez ağırlığı ve hüznü içerisinde evlerimize dağılırdık” diyerek nasıl bir sorumluluk yüklenildiğinin dehşetini duyar.

Gökkubbenin altından sohbet ustaları, hiçbir zaman eksik olmazlar. Onlar güneş gibi, bir şehirde batarlarsa, başka bir şehirde doğarlar. Aslında gönül dünyasının mimarları ölmezler, onların sohbet halkaları kuşaktan kuşağa genişleyerek devam ederler. Çünkü sohbet medeniyetinde, konuşanlar ölürler, konuşulanlar ölmezler. Konuşulanlar dilden dile, gönülden gönüle aktarıla aktarıla ölümsüzleşirler.

Sohbet medeniyetinde insanlar öğrenmesini kitaplardan daha çok sohbetlerden öğrenirler. Kitaplar okuyanlara bilgi kazandırırken, sohbetler dinleyenlere bilgelik kazandırırlar.

Hayatı zenginleştiren düşünce ve eylem, bilgiden önce bilgelikte yeni boyutlar kazanır.

Bilgelik kaynağı sohbettir.