Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Metin Eriş, ‘’Fethi Ağabeyle Kucaklaşma“

(Zaman, 6 Ekim 1995)

Onu rüyamda gördüm. Çoğu beraberliğimizde olduğu gibi büyüklüğünü yine hiç umursamamış. Tekirdağ’da kendisinin teşebbüsü ile sahip olma şansını elde ettiğim evimin bahçesi önüne gelmişti.

İç dünyasının bütün güzelliklerini yansıtan gülüşüyle bakıyor, sanki beni çağırıyordu. Özlemiştim. Koştum ve kucaklaştık. Belki anlıktı bu birliktelik ama benim için yıllara uzayan bir kucaklaşmaydı. O an düşünüyordum; onun bütün varlığını hedef ve hatta heder ederek yetiştirmeye çalıştığı millî ve manevî değerlere bağlı nesiller arasından fikre ihanet edenler, onu kullanmış olanlar ve nihayet beşerî ihtiraslar içinde onu rencide edenler olmuştu ve hâlâ da olanlar vardı! Ama Fethi Gemuhluoğlu’nun temelinde harcı olan “eline, diline, beline sahip” insanlarımızın sayısı da çok şükür artmıştı. 

Fethi ağabeyin vefatının üzerinden on sekiz koca yıl geçmiş. Fikirleri ve hedefleri hâlâ taptaze. Sebep bizlerde mi, yoksa onun büyüklüğünde mi? Takdir sizlerin. Onu anlamak ve anlatmak ne kadar kolay ve ne kadar zor! Ben izninizle o son Alperen’in Hakk’a yürüyüşünün ardından yazdığım bir yazıyı epey kısaltarak satırlarıma almak istiyorum. Belki böylece rüyadaki kucaklaşmamızı ebediyete uzatma şansını yakalamış olurum. 

“Onda, konuşmak, öfke, hırçınlık ve şikayetler hep ezelden ebede bir uzantı, bir akıştı ve daima yüreğinden çağıl çağıl çağlayan millî bir sevgiyi yansıtmaktaydı. Bazen ve hatta sık sık öfkelenir, sert konuşur, karşısındakinin kalbini kırmaktan çekinmezdi. Ama bu sertlikte, bir dostun, bir ağabeyin ve hatta bir babanın evladına daha iyi olması için duyduğu hassasiyeti derhal hissederdiniz. Onun her şeyi, kendinden başka her şeyi affetmeye hazır, yürek dolusu sevgisiyle milliyetçi gençlere eğilişini titremeden ve gözleriniz yaşarmadan düşünemezsiniz. O, enaniyet duygusundan uzak, kendisi için talepte bulunmadığı bir dünyada, her şeyi ile bağlı olduğu milletine, vatanına ve Allah’ına hizmet etmeye çalışırdı. Madde dünyasında bazı şeylerle, doğuştan barışık olmadığını da ifade etmekten kaçınmazdı. Barışık olmadığı düşünce yapısı ve kişileri çoğu vesile ile teşhir etmekten de kaçınmazdı. Kızdığı şeylerin başında iki yüzlülük, kaypaklık, çirkin politikacılık, kadınlaşan erkeklik ve erkekleşmeye çalışan kadınlık gelirdi. İnsanların duygularını, düşüncelerini, hatta aşklarını inkâra uzanan davranışlarından nefret eder ve bu yüzden de zaman zaman karşısındakini hırpalamaktan kaçınmazdı. Sığınağı gençlerimizdi. Onlar, onun için bitmez tükenmez hazinelerdi. Bu gençler bir nevi yanlış imalattı; Anadolu toprağının son Osmanlı hasadıydı ve Türkiye’mizin geleceğiydi. Kimi zaman sığ kişiler için anlaşılması kolay olmayan ve etrafındakileri şaşırtan suallerle muhatabını sarsar, aradığını gönül gözüyle yakalayıverirdi. Böyle zamanlarda meseleyi kavramaktan uzak olanlar, Fethi ağabey hakkında, kendi dar müşahedelerinin varabildiği hükümler verirlerdi. O, bunlara kızmazdı bile, sığ kişiliğin basitliğini hissetmiş olarak, onlara acır ve ilk karşılaşma sırasında da içinde kaynayan akıncı ruhu ile darbelerini indirmekten kaçınmazdı. 

Dünya hayatını sadece bir hizmet uğruna kabullenmişti. Kendisi için mütevekkil, davası içinse celâlli bir ruh adamıydı Fethi ağabey. Mevki ve mansıp için eğilmez, ama aynı şeylere sevdiklerinin ve layıklarının getirilmesinde bütün gayretini ve gücünü kullanmaktan kaçınmazdı. Sevdiklerinin ve inandıklarının bir şeye sahip olması, bir hizmet noktasına ulaşması onun için ulaşılmaz bir coşkunluk ve sevinç ummanıydı. Buna karşılık coşkun ruhu, İslâm’a ve Türklüğe karşı olan her şeye isyan halindeydi. Hayatından ve ailesinden çok sevdiği bu iki şeye düşman olanlarla açıkça savaş halindeydi ve bunu saklamaya da lüzum duymazdı. 

İslâm-Türk sentezinden aldığı feyz ile vatanın genç nesillerine ışık verme tutkusu yanında, ailesine karşı gösterdiği içten sevgiyi bir yana koyacak olursak, ağaca, güle, toprağa ve kadın anasına duygularını coşkunluk ve içi titreyerek ifade edişini hatırlıyorum. Ve nihayet kulaklarımda güçlü sesi çınlıyor: – Metiiin, kadınlaşan bu dünyada erkek seslere ihtiyaç var… – Evet Fethi ağabey, kadınlaşan erkek, erkekleşen kadınlarla bu dünyada Fethi ağabeylere ihtiyaç çoğalıyor da çoğalıyor…” 

Allah’ın ebedî rahmeti onunla olsun…