Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Mehmet Şeker, “Unutulmaz İnsanlardan Biri: Fethi Gemuhluoğlu”

(Haberajanda, Ocak 2012)

Bu yıl iki defa Arapgir’e gitmek nasip oldu. İlki yaz ortası, ikincisi de geçen ay. “Bu sıcakta herkes Ege’ye Akdeniz’e koşarken, ne işin var oralarda?” diye soranlar olmuştu yazın.

Kışın soranlara ise Fethi Gemuhluoğlu’nu anma programı yeterli bir cevaptı. Bilmeyen için makul bir soru sayılır; Arapgir’i bilenler içinse öyle değil.


Havasını, suyunu, eşsiz mutfağını ve tarihî yapıları bir yana bırakalım. Peki ya insanları?


Tanıyıp da Arapgir insanına hayran kalmamak imkânsız. Bugün “İstanbul Efendisi” sözü yalnızca kitaplarda kalmış; gerçeğine arada bir rastlanırsa, ne âlâ…Fakat Arapgir’de kiminle karşılaşsak bir incelik, bir zarafet görüyoruz.


Fethi Bey vefatı edeli 34 sene oldu. Özel bir insan Fethi Gemuhluoğlu. Kanaat önderi, eğitimci, vakıf insanı; dostluk, aşk ve gönül adamı… Necip Fazıl, “Fikir ve çile birliği kökünde
yekpâreleştiğimiz büyük ve sevgili dostum” dediği Fethi Gemuhluoğlu’nu meydan yerlerinin tanımadığını fakat meydanda bulunan politikacıların, muharrirlerin onu çok iyi bildiğini söyler. Cahit Zarifoğlu, “Tek başına bir okul” olduğunu ifade ederken, Hilmi Yavuz da “Söz’le sema yapan adam” olarak tanımlar.


İnsanın herkese dost olmasını salık vermiştir ancak önce kendine dost olmak gerektiğine vurgu yapar. “Kendine dost olamayanlar, başkalarına dost olamaz. Kendiyle barışa varamayan, gayrı ile barışa varamaz. Kaldı ki savaş yoktur. Dünya dostluk üzerine halk edilmiştir…” sözü üzerine ciltler dolusu kitap yazılsa yeridir.


Çocukları ve gençleri çok severdi.

Aşk üzerine düşünülmesi ve yaşanması gerektiğini vurgular, dünyanın aşk üzerine döndüğünü ifade ederdi.


“Biz veletşahî bir aileyiz” demesi, çocuklara ne kadar değer verdiğini gösterir.


Daima gençlere hizmet etmek, onları yetenekleri doğrultusunda yönlendirmek, içindeki cevheri ortaya çıkarmak için gayret etmek en önemli vasıflarıydı.


Ülkenin kaynaklarını zenginliğe dönüştürmek için var gücüyle çalışırdı. O kaynakların başındaysa elbette “insan” gelmektedir.


Pek bilinmeyen bir yönü de sporcu yanıdır. Göztepe Hilalspor’da sağ açık olarak futbol oynar, şampiyonlukları vardır.

Fethi Bey’in siyasette de sağ açıkta bulunduğu düşünülebilir. Ancak Fethi Bey, Cahit Tanyol’un ifadesiyle sağ-sol, inkılâp-irtica gibi kavramlardan uzaktır; insanlara bu tür kutuplaşmaların üzerinde bakmasını bilen bir kişidir. Zaten siyasete uzak durmuştur.

“Herkese bir Hz. Ömer talihi tanınması gerektiğini” düşünür
ve öyle davranmayı tavsiye eder.

Futbolun dışında güreşle de ilgilenmiştir. Ancak sırtında bir çıban çıkar, şirpençe… Onu atlatır, ardından zatürree geçirir ve spordan uzaklaşır.


Çok az uyuduğunu biliyoruz ve bunu tavsiye ettiğini hatırlıyoruz. Gecelerini okumakla geçirirdi. O kadar geniş ufuklu ve ileriyi gören biriydi ki, Arapgir Postası’nda yazdığı yazılarda belirttiği hususların bugün gerçekleştiğini fark ediyoruz.

Afrika’dan Orta Doğu’ya, Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir perspektifi vardı. Orada yazdığı yazılar, bazı büyük gazeteler tarafından iktibas edilmiştir.


Şiirleri pek azdır. Niçin kitap yazmadığı sorulduğunda, ilk emri hatırlatır ve “Okuma emri
umumidir, yazma emri hususidir” cevabını verir.

Fethi Bey 5 Ekim 1977’de vefat ettiğinde, cenazesinde bakan, milletvekili, vali, komutan, profesör, şair, yazar, gazeteci, din adamı gibi yetiştirdiği kişiler cami avlusunu doldurmuştu. Mekânı Cennet olsun, Cenab-ı Hak, bizleri de ona komşu etsin. Çünkü biliyoruz ki o,Efendimiz’e (sav) komşu olanlar arasında yer alacaktır.