Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Mehmet Genç, “Aşk Erbabı Bir Zat: Fethi Gemuhluoğlu”

( Haber: Sürur Öztürk, On5yirmi5.com, 30 Kasım 2012)

“Şimdi sadece düşene yardım ediyoruz. Fethi Gemuhluoğlu ağabey, Osmanlıdan sonra, kabiliyetli insanları daha da yükseltmek için çalışan tek kişiydi.” (Mehmet Genç)

(…)

Daha sonra söz alan Dr. Mehmet Genç de, Gemuhluoğlu’nu 1950 yılında lise öğrencisi olduğu dönemde, 2. Mahmud’un türbesinin yanındaki Milliyetçiler Derneği’nde tanıdığını, 10 senelik bir aradan sonra da merhum Mehmet Çavuşoğlu’nun ısrarıyla tekrar ziyaretine gittiğini ve daha sonra sık sık görüştüklerini, merhum Erol Güngör’le birlikte de pek çok ziyarette bulunduklarını anlattı. Genç, Erol Güngör [ile] kendisine, “Siz [birbirinizden] ayrılmayın” diye nasihatte bulunduğunu kaydetti.

Genç, Gemuhluoğlu’nun inançlı, memleketini çok seven, çok zeki, çok zarif, İstanbul Türkçesine hâkim bir söz ustası olduğunu belirttikten sonra, onun en önemli vasfını şöyle dile getirdi:

“Türk insanının kalitesini yükseltmek için özel bir gayreti vardı. Onun hakkında hazırlanan bir belgeselde, ‘Cevherleri bulup onları destekleyen insan’ diye bir ifade vardı. Yani cevheri olan insanları keşfedip onları destekleyen… Ben, o zaman söylediğimi şimdi tekrar edeceğim: Cevherleri bulmuyordu, her insanda bir cevher buluyordu. Fethi Beyin böyle bir özelliği vardı. Herkeste bir cevher bulunduğunu düşünürdü, herkesin cevherini keşfederdi. Fethi Ağabeyi tanıyanlar bunu mutlaka bilir, övgülerinde biraz aşırıya giderdi ve bunu pek çok insan anlamazdı. Fethi Beyin yaptığı, her insanın yapabileceği en iyi şeyi hemen keşfedip onu bir akide hâlinde kendisine telkin etmekti. Tabii bununla kalmazdı. Bulduğu cevherin derecesine ve kalitesine göre yardım ederdi. Bu, çok önemli bir şeydir. Çocukluğumdan şu yaşıma kadar benim memleketimde bu özelliği olan başka bir insan görmedim. Fethi Beyin bu özelliği, Osmanlı tarihiyle biraz ilgilendiğim için rahatlıkla söyleyebilirim, Osmanlı döneminde çok yaygındı. Yönetim eliti, insanlardaki yetenekleri bulup onları işlemekte özel mekanizmalar geliştirmiş ve bu, imparatorluğun sonuna kadar devam etmiştir. Ondan sonra, bulduğu yetenekleri desteklemek ve geliştirmek yerine kösteklemek ve engellemek daha çok hâkim oldu. Bizim kültürümüzde çok kötü bir şey vardır, haset. Haset, maalesef bizde çok yaygındır. İnsanlara yardım etmek de vardır ama biz, düşene yardım ederiz. Birisi düşmüşse ona yardım ederiz ama bulunduğu yerden daha yukarı çıkması için yardım edildiğini hiç görmüyoruz. Fethi Bey, bunun son ve mükemmel örneğiydi. Onun ölüm yıldönümlerinde hatırlanması ve anılmasında bu vasfı algılanır ve benimsenirse bu yeter diye düşünüyorum; çünkü ben, Fethi Beyden başka insanların bulunduğu düzeyin daha üstüne çıkmaları için yardım eden hiçbir insan görmedim. Onun en önemli vasfı bu idi. Onun için, birçok bakanlıklarda 1983’ten sonra onun rahlesinden geçmiş birkaç kişinin mutlaka bulunduğu ifade edildi. Tabii hâlen de vardır; ama o vasfın benimsenmesi, sürdürülmesi, çok önemli bir olgudur. Bu, bizim Müslüman toplumunda maalesef çekilmiş, unutulmuş bir özelliktir. Batı toplumlarında bu özelliklerin bulunduğunu görmek, insana hayranlıkla birlikte biraz hüzün de veriyor.”