Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

M. Serhan Tayşi, “İrfan Fethi Gemuhluoğlu”, Ali Emiri’nin İzinde içinde, Söyleşi: Taha Kılınç

(Ali Emiri’nin İzinde, Mart 2009)

Son dönem kültür ve akademik hayatımızda müstesna bir yeri olan Fethi ağabey ile ben, Amil Çelebioğlu vesilesiyle tanışmıştım. Sanıyorum 1972 yılıydı. Amil Bey, “Sen tanıyor musun Fethi Ağabeyi?” diye sordu. Tanımıyordum. Hemen kalktık gittik, tanıştık. Fethi Ağabey o zaman Türkpetrol Vakfı’nın genel sekreteriydi. Vakıf binası da Taksim’deydi.

Fethi Ağabey ilk tanıştığı herkese aynı soruyu sorarmış: “Hiç aşık oldun mu?” Bu soru, ona göre, karşısındakinin karakterini ele veren bir soruymuş. Bana da sordu aynısını. “Aşık olmadan adam olunur mu, âdem olunur mu?” “Elbette aşık olduk, abi” dedim. Tatmin olmadı: “Küçüklük aşkından bahsediyorum, gençken … ” “Tabii abi, olmaz mı?” Gülümsedi. “Tamam , bu gençte iş var.” dedi.

Daha sonra da çok şahit olmuşumdur böyle durumlara. Fethi Ağabey, özellikle burs vereceği öğrencileri bu usulle tartardı. Mesela bir genç kız gelmişti bir gün. Fethi Ağabey sordu: “Kızım sen Fatihler doğuracak yaşta mısın? Mukaddesatçı mısın?”

O ilk tanışmamızda memur olduğumu söylemiştim ben kendisine. “Sana kitap bursu vereceğim. Al, sesini çıkarma. Verdiğim parayla kendine sadece kitap al.” dedi. Bana bağladığı o kitap bursuyla, gerçekten de sadece kitap aldım. Demek ki helâl paraymış ki, alınan o kitapların hepsi, şimdi Türkiye’nin en iyi vakıflarından birinin, Bilim-Sanat Vakfı’nın kütüphanesinde.

Fethi Ağabey, hani “nev-i şahsına münhasır adam” derler ya, işte öyle bir şahsiyettir. 1922 İstanbul Göztepe doğumlu idi ama aslen Malatya Arapgirliydi. Kendisinden büyük adamların bile ağabeyiydi. “Fethi Ağabey” derlerdi ona. Kemal Edip Kürkçüoğlu bile, ona ‘ağabey’ diye hitap ederdi. Türkeş’le, Süleyman Demirel’le, Necmeddin Erbakan’la teklifsiz görüşürdü Fethi Ağabey. Kendi bursiyeri olan talebeleri en güzel yerlere getirmek için çalışır, hatta bazen devlet büyüklerine telefon edip öyle olmadığı halde “Bu çocuk benim yeğenim” gibi övücü şeyler söylerdi. Bu söylediğimden, haksız yere birilerine makam-mansıp sağladığı anlamı çıkmasın kesinlikle. Gözettiği birinci ilke, her zaman liyakat ve vatanseverlikti.

Kendisi bütün gençlerin, ilim talebelerinin hamisiydi. Şu anda camiamızdaki üniversite hocalarının tamamına yakını, Fethi Ağabey’in tezgahından geçmiştir. Sadece üniversite hocaları da değil, ilim ve kültür adamlarının hepsiyle alakası ve muhabbeti vardı.

(…)

Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu Ağabey derdi ki: “Bir arkadaşınız, bir üniversitede, bir kürsüyü tutarsa eğer, en az on tane doktora öğrencisi yetiştirmediği sürece o kürsüyü terk etmemelidir.” Oysa şimdi, bin bir zorluklarla bir yerlere gelen arkadaşlarımız, ilk teklifte hemen yerlerini terk ediyorlar. Bugün üniversitelerimizde, vatansever, bu milletin değerlerine bağlı öğretim üyelerinin bu kadar az olmasının en büyük nedeni budur.

(…)