Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

İsmail Kıllıoğlu, “Fethi Gemuhluoğlu”

(Milli Gazete, 6 Kasım 2019)

“Bu ülke”, derdi arada bir, “bir kedi gibi yavrularını yiyor.”

Kendine özgü benzetmeler ile anlattığı konuların iyice anlaşılmasını sağlamak için yerine göre şiire, yerine göre halk deyimlerine ve atasözlerine başvururdu. Ama bunlar anlattığı konulara farklı bir boyut ve vurgu katardı. Türkçenin sahip olduğu sadeliğin kıvraklığını, mecaza yatkın kullanışlığını, somut gibi görünen yapısının soyutu işaret edebilen enginliğini, akışkanlığını ve ahenkliliğini adeta ilk olarak keşfederek duyumsardınız. Ancak, “söz orucunda” ve “yirmi yıldır yazı orucunda” olduğunu hatırlattığında, Türkçenin imkân deryasının sınırsızlığına sanki gizli bir göndermede bulunurdu.

Bir iki dergi dışında, kendi ata kökü olan Anadolu’nun bir kasabasında çıkan “Arapgir Postası”nda yayınladığı sınırlı sayıdaki yazılarından başka, 22 Kasım 1975 tarihinde Aydınlar Ocağı’nda irticalen yaptığı o “destan” konuşma, zamanın elinden adeta kurtarılarak kayda geçirilebilmiştir. Adeta “söz” ve “yazı” oruçlarının iftariyeliği ve bayramiyeliği olmuştur.

Kendi tanımlamasıyla bir “Türkmen kadın”dan “bel oğlu” olarak dünyaya gözlerini açan, ama asıl insan varlığını “yol oğlu” olmakta bulan Fethi Gemuhluoğlu, O’na hakkıyla yakışan adlandırmayla “Fethi Ağabey/Abi”nin, 5 Ekim 1977 yılında Hakk’a yürüyüşünün üzerinden tam 42 yıl, doğumunun üzerinden de 97 yıl geçmiş.

Necip Fazıl Kısakürek’in nitelemesiyle Fethi Gemuhluoğlu, söz konusu “yol”un “yoldaş”larının “fikir saka”sıydı. Ankara’ya teşriflerinde genellikle Hacı Bayram Camii avlusunda akşam vakti belirli sayıda katılımla toplanır konuşulurdu. Böyle bir toplantıda Necip Fazıl’ın söz konusu nitelemesine de değinilmişti ve bunu kabullendiği izlenimi almıştım. Basit anlamıyla “saka” tarlada veya başka işlerde çalışanlara su taşıyan demektir.

Fakat Fethi Gemuhluoğlu, hayatı boyunca ve hayatını feda ederek gerçekleştirdiği mücadelesinde, mecazi anlamda bir “saka”lık yön vardır, ama bu asıl olmaktan çok ikincil bir nitelik olarak değerlendirilmelidir. Her şeyden önce O, dikkatli, ısrarlı, yılmaz ve yorulmaz, sarsıcı ve kuşatıcı hakikati araştıran bir Müslüman aydındı. Araştırması, mücadelesine “yoldaş” bulma çabasıydı. Onun için “Kırmızı Cep Defteri”nde devletin çeşitli görevlerinde, makamlarında, kademelerinde bulunanlardan tutun, farklı siyasi partilerden kişilere, çeşitli dergilerde yazan sanatçılara, edebiyatçılara, yazarlara, gazetecilere, birçok dernek ve vakıf yöneticilerine kadar isimler kaydedilirdi. Kaydetmekle yetinilmez, onlar ile ilişkiler kurma fırsatları kollanırdı.

Tarihi hafıza, geçmiş ve şimdi bağını kurmada engin bir alan olma yanında, mücadelesinin yol ve yönünü belirlemede geniş imkânlar sunan bir kaynaktı. Ölçüsü, İslam’ın tevhit ilkesi ve bunun kavranış yöntemini örneklendiren Allah Resulü ve O’nun Ehl-i Beyt’iydi. İman ve onun bengisuyu aşktı. Bu aşkı donanmadıkça, “yolda yoldaş” olunamazdı. Bunun ön şartıysa, kendine “uykuyu haram etmek” ve “çileye soyunmak”tı. “Sizin içinize bir azap, sizin içinize bir çile, sizin içinize bir dram tohumu ekmek istiyorum” derken, aslında insanı, Müslüman’ı, hem kendi kendine, hem insanlara ve hem de yaratılmış her şeye dost olmaya çağırıyordu.

Çağrının asıl yankılanacağı alan olarak bilim, sanat, edebiyat, kısaca kültür ve uygarlıktı. Bunun için insanlar aradı, yoldaş bulmaya çabaladı, bulduğu, erişebildiği imkân ve fırsatları bu yönde seferber etmeye özen gösterdi, tohum ekmeye öncelik verdi. Rahmet ve mağfiretler diliyorum.