Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

İbrahim Ethem Gören, “Mistik insanlar özgürdür Ali!“



(Sondevir, 4 Ekim 2013)


Bu toprakların güçlü avazı Bahaeddin Karakoç’un “Dost yoluna bütün varımız sebil/Verdikçe dolar bizim boş testilerimiz/Duru sabah pınarında kuş uyanıklı/Ve sevda nakışlı halimizi bilenler bilir/Havuzlara sığmaz dağıttığımız iksir/Aşk atına binince daima seferiyiz/Silahı sevgi olan inançların eriyiz” mısralarını ne zaman okusam, yâdıma Üstad Fethi Gemuhluoğlu düşer.
“Beyaz Dilekçe”nin şairi Bahattin Karakoç bu şiiri Fethi Gemuhluoğlu için yazmıştır” dersek isabet kaydederiz. Ve yine ne zaman mezkûr şiiri okusam, Merhum Gemuhluoğlu’nun silueti belirir gözümün önünde. Mümin ve mütevekkil bir edayla hakikate bakan dost silueti…
Hakiki dostluk, fîsebilillah hizmet, kendini İ’la-yı Kelimetullah davasına adamak ve mücadele adamlığı gibi dört sıfat, Fethi Gemuhluoğlu’nu tarif ve tavsif eder.
Bazı sıfatlar şehirleri niteler, bazıları eşyayı, bazıları eşhası… Süleymaniye denilince İstanbul; Selimiye konuşulunca Edirne tebellür eder hafızalarda… Hakk Teâlâ’nın Cemâl sıfatı Medine-i Münevvere’ye; Celâl sıfatı ise Mekke-i Mükeremme’ye işaret eder.
Fethi Gemuhluoğlu örnek bir insan; fikir, dava ve mücadele adamı… Haysiyet ve vakar sahibi bir muvahhit, öğütçü bir diriliş eri… Öğütçü, önce kendine öğüt verir; kendine, yani nefsine… Sonra insanlara… Fethi Gemuhluoğlu’nun sohbetini dinleyenlerde manevi bir keyfiyet hâsıl olması, yazılarını okuyanlarda tesir meydana gelmesi işte bu yüzdendir. “Önce kendine, sonra insanlara vaaz et” düsturunu içselleştiren bir dost nefesidir o. Arifler, “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu/Nefsini bilen Rabbini bilir” demişlerdir. İşte bu vefâyât yazısının öznesinde yer alan merhum üstadımız Fethi Gemuhluoğlu bu sırra ermiş olan bir zat-ı muhteremdir.
Osmanlı devletinin tarih sahnesinden silindiği yıllarda Asitane’de doğan ve yine 54 yıllık hayatının büyük bölümü İstanbul’da geçen Fethi Gemuhluoğlu 36 yıl önce 5 Ekim günü Hakk’a yürümüştü.
Hukuk tahsilinin ardından edebiyat öğretmenliğinden; gazeteciliğe oradan da bürokratlığa kadar muhtelif müesseselerde yöneticilik yapan Gemuhluoğlu, kurucusu olduğu Türk Petrol Vakfı’ndaki hizmetleriyle halka mâl olmuş nev’i şahsına münhasır bir zattır; tek başına hükümettir; hükümetler üstü bir sanat, kültür ve medeniyet adamıdır, bir şahs-ı manevidir, erenler dergâhında açan tevhid gülüdür.
Davası büyük olanın hülyası; daha doğrusu rüyası da büyük olur. O, ülkemizde tarumar edilen medeniyet, irfan, sanat ve kültür değerlerinin kalenin yıkıldığı yerde, Rumelihisarı Şehitlik Dergâhı’nda; İstanbul’da yeni bir ihya ve inşa hareketiyle ayağa kalkarak tüm İslâm âlemine oradan da cihana ışık ve maneviyat rehberi olması gibi bir rüya görerek, “Hayalleriniz, düşleriniz büyük olsun. Büyük rüyalar görün. Osmanlı bir rüyanın eseridir. Medeniyet insanlığın büyük rüyasıdır” demiştir.
Fethi Gemuhluoğlu Üstad’ı anahtar kelimeler/olgular üzerinden hayırla yâd etmeye devam edelim… Bu kelimelerden/olgulardan ilkini, mahdumu Dr. Ali Gemuhluoğlu’ndan aldım. Babasının geceleri çok az uyuduğunu söyledi. Az uyur, gece ibadetiyle meşgul olur, çok okur ve memleketin hali pürmelâlini düşünürmüş Fethi Bey… Ne âlâ keyfiyet…
Bu bahiste üstadımıza kulak verelim: “İnsanın uykuya sırt çevirmesi lazım. Peygamber-i Ekrem uyumazlardı. Eğer Türkiye’de insanlar, Türk insanı, Müslüman insan, Millet-i İslâmiyye’nin insanı, yeniden bir ba’sü ba’del mevt sırrını yaşamak istiyorsa, onu ihya etmek istiyorsa, yeniden bir ba’sü ba’del mevte doğmak istiyorsa uykuyu kaldırmalıdır. Her şeye dost olalım, uykuya dost olmayalım.”
Allah, bazen mala bazen de ömre bereket verir. Kişi, 100 lira kazanır ama bir liralık bile bereketini göremez, elindeki çarçur olup gider, ne kendisine, ne de yârânına hayrı dokunur. Buna mukabil, kişi, bir lira kazanır ama 100 liralık bereket hâsıl olur, kendi çevresinden başlamak üzere konu komşularına in’am ve ikramda bulunur. 54 yıllık hayatının her saniyesini hüvesi hüvesine hayır yolunda kullanıp gece gündüz koşarcasına hizmet ederek tesir halkasını genişletmiş ve böylelikle ömrüne bereket ihsan edilmiş bir veli kuldur Gemuhluoğlu.
Vakıf, vakfetmek ve vâkıf insan olmak sıfatları da onu tavsif eder. Cumhuriyet döneminde; özellikle Tek Parti iktidarı devrinde içi boşaltılan vakıf ve vakfetme kültürüne öz manasındaki ruh rüzgârını üfleyen; hohlaya hohlaya küfrün buz dağını eriten adamlardan biridir Fethi Gemuhluoğlu.
Vakıf insan, kendini vakfeder. Dava için, cemiyet için, gençlik için, ümmet için çalışır. Önce “biz” der; önce “sen” der.
Vakıf insan, öğrencilere bursu, Rıza-i Bari için bulur ve verir. Ve burs verdiklerinden “Allah razı olsun” demelerini dahi beklemez. Zaten, herhangi bir amel, ihlâsla yapıldığında Hakk’ın rızası da tahakkuk eder.
Türk Petrol Vakfı’nın kurucusu olan Gemuhluoğlu, bursiyer seçiminde cemiyet ve cemaat taassubu gözetmeyerek “Bizden olanlara veririm” demez. İdeal, aşk ve şevk yüklü her ihtiyaç sahibi öğrenciye burs imkânı temin eder.
12 Eylül şiddet sarmalının ülkemizi kasıp kavurduğu ve ekonomik göstergelerin dibe vurduğu 1970-1977 yıllarında İstanbul’da yüksek tahsil yapmak zordur… Bu keyfiyet, dindar öğrenciler için daha da zordur.
Gemuhluoğlu Üstad o yıllarda İsmailağa Cemaati’nden Nur talebelerine; Nakşîlerden Halvetilere kadar pek çok cemaatin evinde, yurdunda, dergâhında kalarak yüksek tahsile devam eden öğrencilere maddi destek olur, onların hamisi, manevi babası olur.
40 yıl önceki tahsil hayatlarında kendilerini “Nakşî”, “Nurcu”, “Milliyetçi” ve “Akıncı” olarak tavsif eden bugünün iş, sanat ve ticaret hayatının pek çok mevkiinde bulunan yönetici ve iş adamının yetişmesinde onun maddi ve manevi desteğinin; tesirli sohbetinin emeği vardır.
Yine 40 yıl önce burs vesilesiyle ilk irtibatını kurduğu öğrencilere fakülte derslerinin yanında edebiyatla, sanatla, estetik güzelliklerle, İslâm sanatıyla, ebru ile, tezhiple, minyatürle meşgul olmalarını salık vererek yaptığın işe âşık ol” der ve ekler: “Hiç âşık oldunuz mu? Bir dağ başında, bir ağaçla baş başa kalsam, o ağaca âşık olurum.”
“Hayırda yarışmak İslâm şiarındandır” hadis-i nebevisini öz benliğinde yaşayan bir mümindir o. Haz peşinde, nefsinin isteklerinin istekleri doğrultusunda giden bir nesil değil; ecdadımızdan gelen bütün farklı değerleri bir arada, ahenk içerisinde yaşatan ve yaşayan bir neslin inşası için hayırda yarışmış bir kişiliktir Fethi Gemuhluoğlu.
Medeniyetin inşasında gençlere önem veren bir münevverdir o. İnsan unsurunun alt yapısı gençliktir. Toplumlar geleceklerini gençler üzerine kurar. Bu cümleden hareketle gençliğe, eğitime, öğrenime farklı manalar yükleyerek “Şehirli Müslüman” yetiştirme telaşı içerisinde bulunur.
Dedik ya kale yıkıldığı yerden yapılır, mücahit düştüğü yerden kalkar. Son birkaç yüzyılda ve bahusus Gemuhluoğlu’nun ilk gençlik çağlarının geçtiği bu topraklarda medeniyetimiz haddinden fazla örselenmiştir. Herkes üzerine düşeni yaparak, taşın altına elini koymalıdır. Ancak böyle topyekûn bir seferberlikte İslâm Medeniyeti’nin hak ettiği yere gelebileceğini; Asr-ı Saadet ikliminin ilim ve irfan rayihalarının toplumu yeniden inşa edeceğine inanarak bunun da Hakk sevdalısı yeni bir aydın neslin eliyle mümkün olabileceğini görür…
Arifler, keskin ve ileri görüşlüdür. Bazen gönül gözlerinden perdeler kaldırılır; arz-ı ve semayı seyre dalarlar. Gemuhluoğlu, şimdilerde Ümmet’in kan deryasına bulandığı Suriye için şu cümleleri 40 yıl önce söylemiş:
“Bıraktığımız Suriye meydanda. Fitnenin evveli Şam ahiri Şam.”
“İkra” emrine uyan bir diriliş eridir o. “Oku” emrine imtisal etmiş ve çok okuyarak, vefatında ailesine 20 bin kitaplık bir kütüphane ve evlatlarına güzel ahlâk ve erdem gibi bir miras bırakmıştır. Miras derdi, tul-u emel sahiplerinin işidir.
Bir hadiste “El ulema-i veresetül enbiya/Âlimler peygamberlerin varisleridir” buyrulmuş.
Peygamberler ibadet, ilim ve irfan dışında herhangi bir miras bırakmazlar. Âlimler,arifler, abidler peygamberlerin açtığı nurlu yolda giderler. Fethi Gemuhluoğlu da bu minval üzere yaşayıp Hakka yürüyerek, geriye salih ameller ve güzel hatıralar dışında hiçbir şey bırakmamıştır.
Vefatının 36’ıncı sene-i devriyesinde Fethi Gemuhluoğlu’nu hayırla yâd ederek son sözü rahmet niyazıyla “önce selâm sonra kelâm” diyen Üstad’a bırakalım:
“Abdestsiz gezme. Temiz, tahir ol. Zikirli ol. Besmeleli ol. O zaman topun, tüfeğin, atom bomban olur. Güçlü olursun. Mistik insanlar özgürdür Ali. Yalnız onlar özgürdür.”