Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Hicran Göze, “Ergun Göze Üzerine” Röportaj: Oğuz Çetinoğlu

(Önce Vatan, 11 Ekim 2019)

(…)

Oğuz Çetinoğlu: En çok sevdiği şahsın, rahmetli Fethi Gemuhluoğlu olduğu biliniyor. Dostluk anlayışı hakkındaki düşüncelerinizi lutfeder misiniz?

Hicran Göze: Eşim için dostluk her çeşit menfaatten uzak bir sevginin ve bağlanışın ifâdesiydi. “Allah için dostluk ve Allah için düşmanlıktı… Fethi ağabeyi Karadeniz Kıraathânesi’nde tanımıştı. O mekân inançları, fikirleri bir olan gençlerin toplandığı yerdi. Fethi Gemuhluoğlu ağabey’in söylediği gibi İmalât hatası olan bir gençliğin, İmalât hatası olmayan bir gençliğin karşısında kuvvetlenmeye çalışan bir gençliğin… Orada kimler yoktu ki… İlerdeki yılların vatanına dost kişiler… Prof. Dr Recep Doksat, Prof Faruk Kadri Timurtaş, Şair ve milletvekili Nurettin Özdemir, eşimi oraya götüren, Fethi Gemuuoğlu ile tanıştıran Şair, gazeteci, yazar, Milletvekili Gökhan Evliyaoğlu, Prof. Dr Muharrem Ergin, Milletvekili aynı zamanda yayıncı İsmail Dayı, Darülaceze’nin unutulmaz müdürü Hilmi Şener, Avukat Ahmet Çavdaroğlu, Erzincan Belediye başkanı Nedim Muratoğlu, Sümerbank’da görevli Şinasi Özatalay, Bankacı Ali Hatipoğlu…

Fethi Gemuhluoğlu Ergun Göze’nin tasviriyle “Çantası, koltuğunun altı, pardesüsünün cepleri gazete, dergi ve kitaplarla dolu, şişman, kalın gözlüklü, çok zeki, eskilerin tâbiriyle hoşgû, çelebi bir insandı.” Eşim işte bu insanla, insan denen varlığın çok değişik örneklerinden biri olan bu insanla onun gerçek âleme göç etmesine kadar efsanevî bir dostluk yaşayacak, her dara düştüğünde onu yanında bulacaktı. Eşimin Tercüman gazetesi ile birleşen kaderinde onun hissesi vardır. Ergun Göze’nin içinde bulunduğu büyük sıkıntı ile “Ağabey Tercüman’da yazmak istiyorum”demesiyle bir müddet sessiz kalmış, ”Yahu Ergun can biz bunu nasıl düşünemedik” dedikten sonra Babıâli’de Sabah gazetesinde yazdığı yazılardan bir kaçını istemiş, kendisini seven, sayan, Kemal Ilıcak’ın karşısına çıkıp “Oku bu yazıları” demişti. O zaman Ergun Gözesiz, Ahmet Kabaklı’sız bir gazete isteyen Nazlı Ilıcak daha sahneye çıkmamıştı tabii…

Vefatının arkasından yazdığı yazının başında bu satırlar vardır:” Kimde bir kıvılcım görse, o bir rahle körüğü gibi koşuyor, onu bir rahmet rüzgârıyla canlandırıyor, şevklendiriyor ve bir nâr-ı Beyza haline getirmeye çalışıyordu. Onun siyâseti bu idi. Siyâsetin üzerinde, siyâsetin dışında… Siyâsetten başka bir siyâset.” Bu büyük dostluk 1951 senesinde başlamıştı. Eşimin ifâdesiyle “1951 senesinde ukalâ bir Hukuk Fakültesi talebesi olarak rastladığım ve o günden beri, kıyamete kadar dost kalacağım Fethi ağabey…” diye âdeta yemin eder gibi onunla dost kalacağına söz vermişti… Ben ise onun “Ergun can! Bu millet Müslüman olmasına Müslüman, bunda hiç şüphe yok, ama bizim sandığımız kadar Müslüman değil galiba” diye eşime seslenen o sıcak ve hüzün dolu sesini bazan duyar gibi olurum.

(…)