Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Gökhan Özcan, ‘’Merhaba İnsana…’’

(Yeni Şafak, 3 Mart 2000)

Fethi Ağabey gitti. Hepimize bir kalbimiz bulunduğunu, gözü yaşlı olmak gerektiğini anlatarak gitti” Böyle yazmış ‘zarif şair’ vuslata yürüyen Fethi Ağabey’inin ardından.
Aynı ölüm haberi, “Dünya, dünyamız boşalmakta… Dolarken boşalmakta… Ve ben, neslimden önceki ve sonraki bazı insanların teker teker gittiğini görerek, kendimi, bir bardak su bile getirecek kimsenin bulunmadığı ahşap bir konakta yapayalnız hissetmeye başlıyorum…” cümlelerini ilham edecek kadar derinden sarsmış Üstad Necip Fazıl’ı da.
5 Ekim 1977’den beri “artık dünyamızda olmayan” Fethi Gemuhluoğlu, ölümünün ardından ve ama daha önemlisi yaşadığı zamanlar boyunca öyle çok insanı sarsmış, öyle çoğuna ilhamlar vermiş, öyle çoğunu zenginleştirmiş ve öyle çoğuna şifalar sunmuş ki, bugünlerin hissiyatı bu kadarını anlamaya yetmiyor doğrusu.
Benim doğum tarihim, hayatımda bir özel “Fethi Ağabey” parantezi açmama imkan vermiyor ne yazık ki; ama yine de, insanların gönüllerindeki şavkımasını görmeyecek kadar uzağına düşmüş de değilim.
Hem nasıl görmem; varlığına muhabbetle, yokluğuna derin hüzünlerle bağlanan o kadar çok, o kadar farklı, neredeyse Anadolu kadar geniş karmaşık ve zengin bir ‘dost’ nüfusu bırakmış ki ardında.
Asaf Halet’ten Yahya Kemal’e, Necip Fazıl’dan Behçet Kemal’e, Sezai Karakoç’tan Arif Nihat’a birçok isim aynı samimiyet ve aynı dostlukla bağlanmışlar kendisine.
Oğlu Selman Gemuhluoğlu, işte bu hissiyatı kitap sayfalarında biraraya getirme işini üstlenmiş bulunuyor. Üç kitabın ilki geçtiğimiz günlerde çıktı. “Gerçek Olan Aşktır” gibi içeriğine çok yakışan bir isimle çıkan kitapta, kültürel coğrafyamızın her yöresinden pekçok değerli ismin Fethi Gemuhluoğlu için yazıp hissettikleri ortak bir samimiyet dairesinde biraraya getirilmişler.
Bu kitabı okumanın, benim için gerçekten etkileyici bir deneyim olduğunu söylemeliyim.
Herkesin bir parça hayat kırgını, yol yorgunu ve düşünce yılgını olduğu böyle zamanların, birkaç “Fethi Ağabey”in varlığıyla nasıl iklim değiştirebileceğini ve nasıl başkalaşabileceğini düşündüm.
Korkarım doğum tarihi benim doğum tarihimden daha yeni olanlar, neredeyse hiç tanımıyorlar onu.
Yaşadıkları şehirlerde adam gibi yaşayabilmiş, dolaştıkları kalabalıklarda dimdik insan kalabilmiş ve düştükleri ıssızlıklarda gönlünü ayakta tutabilmiş bir ‘örnek hayat’tan ışıklanamayacak kadar uzaktalar.
Umarım bu kitap, onların zihinlerinde de bir “Fethi Ağabey” kandili yanmasına vesile olur ve hepimiz birlikte aynı “güzel adam”ı işaret ederiz parmaklarımızla: – İşte!
“Sürgünde kurulmuş bir Osmanlı divanı gibiydi. Çiftçiler, zenaatkarlar, politikacılar, sanatkarlar (ah hele onlar), talebeler, memurlar, tacirler, sanayiciler, her sabah gökyüzünü maviye boyayanlar, aşk kırgınları, ikbal tutkunları, delişmen şairler, sinsi editörler, tayin çıkarmak için dervişlik taslayanlar, zorla burs bağladığı gariban doktorlar, aklı bir karış havada dolaşanlar, demirbaş meczublar, bir bakışından kızlar gibi kızaranlar, köylüler, şehirliler, askerler, polisler… Bütün bir Türkiye, bütün bir halk.
Kaşarlanmış politikacılar, dinsiz şairler bile ondan utanırlardı.
Yetmez mi?” diye anlatmış bir seveni “Fethi Ağabey”ini yakınlarından bir yerden.
Ve ben şimdi daha uzaklardan ve daha uzaktakiler adına soruyorum ortalığa:
– Bizim “Fethi Ağabey”imiz ve bizim “Fethi Ağabey”liğimiz nerede?