Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Bedrettin Keleştimur, “Malatya’da Fethi Gemuhluoğlu”

(Günışığı, 13 Kasım 2008)

Bu köşemde, 3 Kasım 2008 tarihli yazımızda; “Nasıl ki Aytmatov bu coğrafyanın insanına bütün eserlerinde; ‘kendin ol’ ve ‘özünü koru’ çağrısını sıkça tekrarlamışsa, Fethi Gemuhluoğlu da, “İnsana dost olmak, fikre dost olmak, coğrafyaya dost olmak, tarihe dost olmak, kendi vücuduna dost olmak, komşuya dost olmak gibi kademe kademe, ama entegre, bir bütün içinde bütün dostluklar söylenmeye mecburdur” çağrısının bir ömür boyu muhatabı olmuştur” diyorduk.

Malatya Belediye Başkanlığının, rahmet mekân İrfan Fethi Gemuhluoğlu’nun Hakk’a ruhunu teslim edişinin 31. yıldönümü anma toplantısına davetlerini aldık. Elâzığ’dan, 11 Kasım 2008 günü “Türkiye’nin Muhtarını” anmak, hatıralarıyla baş başa olmak için, “Elâzığ’ın muhtarı!” Şener Bulut ve şair ve eğitimci kadim dostumuz Hadi Önal’la birlikte, Malatya’da olduk!

Malatya Belediyesi, Fethi Gemuhluoğlu Anadolu Lisesi ve Arapgir Postası Gazetesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen anma programına Malatya Valisi Halil İbrahim Daşöz, Belediye Başkan Yardımcısı Selahattin Aşan, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.Cemil Çelik, Fethi Gemuhluoğlu’nun oğlu TRT Genel Sekreteri Ali Gemuhluoğlu, İnönü Üniversitesi İktisat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Çivi, öğretim üyeleri, Elazığ’dan yazar ve şairler, Fethi Gemuhluoğlu Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenleri ile İrfan Fethi Gemuhluoğlu’nun sevenleri katlıyorlardı.

Malatya Belediyesi Konferans Salonu’nda, Saat 14.00’de başlayan anma programında, ‘Fethi Gemuhluoğlu’nu anarken isimli sohbet toplantısında, Belgesel Yapımcısı-Yazar Sadık Yalsızuçanlar’ı, İnönü Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Okutmanlarından Abidin Öztürk’ü ve Arapgir Postası ve Bakış Gazeteleri İmtiyaz Sahibi Kamuran Sezer’i büyük bir zevkle dinledik.

İrfan Fethi Gemuhluoğlu ismi ile ‘irfan mektebi’ aklımıza gelir. Gönüllerde ‘aşk ve sevda kıvılcımları’ yakan bir bilge kişi hafızamızda asla unutulmaz yerini alır. Gemuhluoğlu, bir eğitim sevdalısıdır. “seyreyle aşk nehrini bozkırlara can verir” mısralarında, sahabe meşrepli insanımı görürüm. “Ben yıkık çeşmeler gibi, göçük duvarlar gibiyim” diyen bu güzel insan, ulvi bir davada ve gayede kendisini bir ömür boyu ‘feda’ etmiştir.

Malatya’daki toplantıda yaptığımız kısa konuşmada, son olarak kaleme aldığım bir dörtlüğü sizlerle de paylaşmak isterim;

“Gülün ömrü kısa, muhabbeti çok olur
Tutan dalı, kanatır üreğin ok olur
Bülbül bu ne seda, edası sarhoş eder
Benliğim aşk ateşinde yanar yok olur”

“Dostlukta ittifak, koltukta ihtilaf.” vardır. ‘ihtilaftan’ ve dolayısıyla, ‘ikbal merdivenlerinden’ sürekli kaçan ve milletine sürekli ‘dost’ kalan bir insan! Hz. Mevlana ne diyorlar; “Dağ bile sesine ses verir” ve bu aşk nehrinden beslenmeye devam edelim;”Güzel gören, güzel düşünür; güzel düşünen hayatından lezzet alır”

02 Mayıs 2008 tarihinde, yine bu köşemde, ‘Fethi Gemuhluoğlu’ anısına kaleme aldığım makalede, “Dağlar deriz, ‘yaslandığımız’ ona omuz verdiğimiz dağlar deriz. Allah’ın Veli kulları, Hakk’a dost insanlar, tıpkı milletin yaslandıkları, ona omuz verdikleri dağlar gibidirler. Kur’an buyuruyor, “Dağlar, yeryüzünün kazıklarıdır.” Tıpkı bir binayı ayakta tutan sütunlar gibidirler. O sebepledir ki, “Bir âlimin ölümü, âlemin göçmesi gibidir” Dağları, metanet ile biliriz. Dağları, sükûnet ile biliriz. Dağları, Allah’ın azametinden en fazla korkan kâinatın ulu çınarları biliriz. Dağlar bizlere neleri terennüm eder; yeryüzünü emziren ab-ı hayat kaynaklarını! O kaynakları havadar eden mineralleri! Ve arzın nefeslendiği dokuz boğumu! Kamil insanlar, kuvve-i can gibidirler!” diyorduk.

İrfan Fethi Gemuhluoğlu, ‘Babıâli’nin ağabeyi’ olarak anılır, kalem erbabı tarafından! Necip Fazıl Kısakürek bu mümtaz insan için ne derler; “Kendisine hiçbir tecelli zemini aramayan bir tevekkül zarfına bürülü, sessiz ve sedasız ortada görünenlere su taşıyıcı fikir sakası!” Bir yürekli bahadır ancak bu kadar anlatılabilir. Bir neslin yetişmesinde kendisini feda eden, ‘su sakası’ unvanına layık bir karakter abidesi!

Bir de Akif İnan’ın kaleminden Gemuhluoğlu’nu dinleyelim; “Kelamın en zarifini, edebin kâmilini, siyasetin en ferasetlisini, edebiyatın en muhtevalısını onun aziz varlığında erimiş bulurduk. O bir uygarlığın temsilcisiydi.” Bu ifadeler, bir sağlam yüreği, ondaki aşk derecesindeki bir büyük çileyi tarife yeterlidir değil mi?

Şeyhü’l Muharririn Ahmet Kabaklı Hocamızın ‘bir satıra kırkambarı’ ifade gücüne sığdırdıkları sözleri hafızalardan silinmeyecek kadar berraklıkta, “Görünen hizmetlerin değil, görünmeyen himmetlerin adamı idi!”

O bunalımlı günlerin, dayanılması zor acıların ve içimizdeki çığlıkların sürekli, ‘tebessüm eden’ dost yüzü olmuşlardır.
Elâzığ’da, 2–3 Mayıs 2008 tarihinde yapılan İrfan Fethi Gemuhluoğlu anma programında bir sokağın ismi bu ‘vefalı dosta’ verilirken; Malatya’da, en kutsi bir okula, “Malatya Anadolu Öğretmen Lisesi”ne İrfan Fethi Gemuhluoğlu ismi ile her biri birer ‘İrfan Fethi Gemuhluoğlu’ olacağına inandığımız ‘muallimlerle’ ebediyen yaşayacaktı!

Kendi tarihimize, irfanımıza, izzet ve ikbalimize, ahlak ve ananelerimize, dil ve insanlık zarafetine, din ve iki cihan saadetimize, vatan ve hürriyetin nimet kadar kutsi değerlerine sahip çıkmanın yolunu açan şahsiyetlerle birlikte, ‘biz’ diyerek yürüyeceğiz. Bir dörtlüğümüzde; “Ben olmasın/ Al yanakta ben olmasın/ Sen var iken, biz var iken/ Her sözün başı ben olmasın” Asrın tevazu penceresine bizleri taşıyan, ‘önce selam, sonra kelam’ diyen coğrafyanın dost yüzüne ithaf ettiğimiz, “Çığlıkların Yurduyum” şiirimizle sözüme nokta koymak istiyorum;

Ben fakir,
Ben hakir,
Ben kimsesiz,
Bütün çığlıkların yurduyum! ..

Ben sabi,
Ben sefil,
Ben derbeder,
Bütün divanelerin yurduyum! ..

Ben masum,
Ben mağdur,
Ben çilekeş,
Bütün viranelerin yurduyum! ..

Ben kırık,
Ben dökük,
Ben yıkık,
Bütün gönüllerin yurduyum! ..

Bir gönül yapmaya
Geldim! ..
‘Bin ah! ’İşittim
Ben ‘binlerin ahı’yla,
Taht kuranların
Masumların yurduyum”