Fethi Gemuhluoğlu
sozleri1
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri2
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri3
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri4
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri5
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri6
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri7
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri8
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri9
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri10
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri11
Fethi Gemuhluoğlu
sozleri12
previous arrow
next arrow

Ali Sali, “Bağlanma insanlığa girmek demektir”

(Akşam, 10 Ağustos 2014)

Türkiye’nin son ağabeyiydi herhalde merhum Fethi Gemuhluoğlu. Türkiye’yi her kesimiyle, her cephesiyle kuşatan, koruyan-kollayan bir ağabeyimizdi, merhum. Öyle bir ağabeyin ihtiyacı içinde oldu; 1977’den sonra Türkiye. En çok da son birkaç yıldır sarih bir şekilde hissediliyor bu ihtiyaç. Yaşadığımız savrulmalara, gerginliklere bakınca, “Acaba bir ağabeyimiz olsaydı bunlara maruz kalır mıydık?” diye kendime sormadan edemiyorum.

Taşrada, küçük bir kasabada yaşadığımız için 1977 yılında dar-ı bekaya irtihal edinceye kadar ismini hiç duymamıştım. Vefatı üzerine dönemin bizim açımızdan en önemli gazetesi Yeni Devir’deki haber ve yazıların peş peşe yayınlanması genç zihinlerimizi etkilemişti. Merhum Fethi Ağabey’in rahle-i tedrisinden geçmiş, en azından onun delaletiyle burs almış kasabamızdan iki kişi olmasına, üstelik bunlardan biriyle kan bağımız olmasına rağmen, vefatına kadar ismini bile duymadığıma epey hayıflandığımı hatırlıyorum. Üstelik Yağmur Yayınları’nın kurucusu ve sahibi kasabamızdan, yayınevinin önemli çalışanlarından biri mahalleden komşumuz olmasına rağmen duymamak muhtemelen nasipsizliğimizin de bir göstergesiydi. Öyle ya herkes nasibince yaşayacak, herkes nasibince maddî-manevî nimetlerden rızkını itmam edecek ve dar-ı bekaya irtihal edecek.
Merhum Fethi Ağabey’in ahrete irtihalinden sonra ardından yazılan dışında galiba müstakil ilk kitap Nuri Pakdil’in ‘Bağlanma’ isimli kitabıdır. İlk baskısı Şubat 1979 yılında yapılan kitabın uzun aradan sonra ikinci ve üçüncü baskıları da yapıldı. Pakdil gibi bir kalem erbabının merhum Fethi Ağabey ile ilgili bir kitaba imza atması hem o dönem için büyük bir kadirşinaslık örneği hem de Fethi Ağabey’in anlaşılabilmesinde hareket noktalarının işaret edilmesi açısından çok önemliydi. Muhtemelen de halen Bağlanma bu anlamda aşılabilmiş değil. 1990’ların ikinci yarısından ve 2000’li yıllarda yapılan yayınlarda Nuri Pakdil’in işaret ettiği hareket noktaları üzerinde söylediklerinin fevkinde yeni bir şeyler söylenebilmiş değil.


Hakkında yazılanlardan öğrendiğimize göre merhum Fethi Gemuhluoğlu; yazmak yerine sohbeti tercih edenlerden. Yazdıklarındaysa yazdığının nerede yayınlandığına pek önem vermemiş. Mesela ‘Arapgir Postası’ isimli bir kasaba gazetesinde, Cezayir bağımsızlık savaşıyla ilgili yazılar yazmış merhum. İlgisi bütün dünyaya olmasına rağmen, daha çok İslâm dünyasıyla ilgilenmiş. Yayınlanan yazılarında bu ilgisinin genişliğini görebiliyorsunuz. Fakat daha çok da konuşmuş. Zaten Nuri Pakdil de merhumun yazdıklarından çok söylediklerinden bahsediyor kitabında. 1970’li yıllarda tırnak içinde ‘İslâmcı’ kesim Türkiye dışındaki Müslüman topluluklarla ilgisinin bu derece üst düzeyde olmasını da kavrayabiliyorsunuz böylelikle. ‘Çağdaş Arap Şiiri’ ismiyle yayınladığı iki ciltlik seçkide Müslüman ismini taşıyan şairlerden yaptığı şiir çevirilerinin büyük çoğunluğunu Edebiyat Dergisi’nde yayınlamamış mıydı Pakdil? İkinci bir dilden yapılmış olmasına rağmen o şiirler, büyük bir boşluğu doldurmuştu hayatımızda.
Daha Bağlanma’nın başında Fethi Gemuhluoğlu ile nasıl tanıştığını, kendine has tarzıyla anlatıyor Nuri Pakdil. 1959 yılının başlarında üniversite talebesiyken gitmiş Nuri Pakdil, Fethi Ağabey’in çalıştığı yere. Fakat içeri girip tanışmaya cesaret edememiş. Tam bir yıl gidip gelmiş ve sadece camdan seyredebilmiş Gemuhluoğlu’nu. Platonik bir âşık gibi… Çekim öylesine güçlü olunca, gidiş de öylesine güçlü oluyor demek ki. Ve ortaya böyle bir bağlanma çıkıyor.


Nuri Pakdil gibi bir kalem erbabının Fethi Gemuhluoğlu ile tanıştıktan ve kalbindeki manevî yaraların onarılmasına mazhar olması gibi, ardından yazdığı kitapta şöyle bir cümle kurmasına da vesile olabiliyor: “Onurlandığım mektuplarının birinde, bir sanat dergisi çıkartmamı, birtakım arkadaşlarla bu derginin çevresinde toplanmamızı buyuruyordu.” Son kelimenin altını ben çizdim. Çünkü Nuri Pakdil’i bile buyurma kelimesinden rahatsız olmayacak derecede etkilemiştir Fethi Ağabey. Merhum buyurur ve buyruğa muhatap olanlar gocunmadan, yüksünmeden bu buyruğu yerine getirirler. Bu cümleye bakıp da merhum Gemuhluoğulu’nun öyle herkese buyruk yağdıran biri olduğunu falan sanmayın sakın. Merhum, bir kalp onarıcısı olarak kime buyruk verilebileceğini biliyordu haliyle. Kaç kişiye bu türden buyruk vermiştir ki zaten? Almanya’dan yazmış merhum bu mektubu Pakdil’e. “Edebiyat Dergisi’nin tohumu, belki de 1964’lerde düşmüş oldu içime” diyor Pakdil. Ve 1969 yılında Edebiyat Dergisi’ni çıkarıyor. Merhum Fethi Ağabey’in buyurduğu gibi dergi çevresinde birtakım arkadaşlarıyla toplanmıştır.


Nuri Pakdil, kitabı Bağlanma’da merhum Fethi Ağabey’in en belirgin iki özelliğine döne döne vurgu yapar: Çok büyük aşkla bağlıdır fahri âlem Efendimize. Bir de O’nun ehl-i âbâsına, ehl-i beytine karşı taşıdığı muhabbetin haddi-hududu yoktur. “Bağlanma insanlığa girmek demektir” diyen Nuri Pakdil, Fethi Ağabey’den bu bağlanmanın merkeziyle ilgili cümleler de aktarır: “(‘PEYGAMBER’E BAĞLANMADAN YÜRÜNMEZ’ derdi, ‘AŞILMAZ HİÇ BİR ENGEL’ derdi, ‘PEYGAMBER’LE ALGILANABİLİR YERYÜZÜ’ derdi). Konuştuğu kim olursa olsun, ya doğrudan ya da dolaylı olarak, hep PEYGAMBER’DEN bir söz, bir ilke aktarırdı onlara: kök salmamızı istiyordu çok derinlere: bağlantıyı çok dipten kurmak istiyordu”
Merhum Fethi Ağabey’in Bağlanma’nın ilk sayfalarından itibaren efendimize bağlanmanın erdemine dikkat çektiğini aktaran Pakdil, kitabın son sayfalarında da benzer uyarılar aktarır merhumdan: “Hangi insanı görsem beni peygambere götürüyor”derdi. “Her yerde Peygamber’in ilkelerinin gerekliliğini duyumsuyorum” derdi. Durduğu yerde sağlam duran biriydi merhum. Herkesin de sağlam durmasını, gerilememesini istiyordu. “Bağışlamıyor toprak gerileyeni” diye de ekliyor Nuri Pakdil.